• BIST 97.098
  • Altın 259,334
  • Dolar 5,7330
  • Euro 6,4543
  • Kmaraş 22 °C
  • Malatya 20 °C
  • Kayseri 11 °C
  • Sivas 11 °C
  • Adıyaman 21 °C
  • Arpa tarlasındaki yangın için seferber oldular
  • İl Sağlık Müdürlüğü, aşırı sıcaklara karşı uyardı
  • Anız yakana, dekar başı 60 TL ceza kesilecek
  • Arpa tarlasındaki yangın için seferber oldular
  • İl Sağlık Müdürlüğü, aşırı sıcaklara karşı uyardı
  • Anız yakana, dekar başı 60 TL ceza kesilecek

ANILAR ve ALINMASI  GEREKENLER-41 

Feyzi TAŞOLAR

( Aklımız bizleri hep haklı çıkaracak…)

               

                  1988-1990 yılları arasında  Kırklareli’nin Vize ilçesinde çalışmıştım. Nüfusu 12 bin olan şirin bir ilçeydi Vize o zamanlar. İstanbul’a: 1.5-2 saatti. Köylerinin tamamına yakını orman köyü idi. Ama insanları

bizim Anadolu insanından biraz farklı gibi gelmişti bana. Baltalık olarak işletilen bir orman alanı iki köy arasında anlaşmazlığa sebep olmuştu. İhtilafın iki tarafı da memnun edecek şekilde çözülememesi üzerine  ilgili mevzuat gereği Valilikçe oluşturulan komisyon söz konusu orman alanının “koru ormanına” tahviline karar vermişti. Bu ihtilaflı köylüleri tatmin etmemiş olmalı ki, maddi zarara uğradıklarını iddia ederek  İl Valisi hakkında Bölge İdare Mahkemesine dava açmışlardı. Onun için insanları farklı gelmişti bana. Siz Anadolu köylüsünün  Vali aleyhine böyle bir dava açabileceğini düşünebiliyor musunuz hiç?..

                 İşte o yıllarda Orman İşletme Müdürlüğüne bir misafirimiz gelmişti. Emekli Orman Genel Müdürlerimizden rahmetli Ömer Özen beydi. Camiada iz bırakmış bir meslek büyüğümüzdü. Tavizsiz çalıştığı için seveni çok ama çok az, sevmeyeni ise çok fazlaydı.

                 Yaz günüydü. Misafirimizi bahçede ağırlamıştık. Saygıda ve ikramlarımızda kusur etmemeye azami gayret göstermeye çalışmıştık. Tam hatırlamıyorum ama, bir namaz vaktiydi… Müdürümüz Haluk T. bey’e ,bizim duyamayacağımız  şekilde bir şeyler söylemesi üzerine  birlikte kalkıp misafirhaneye doğru yürümeye başladılar. Biz de onları beklemeye başladık. 5-10 dakika geçmişti ki Müdür bey geldi. Ama yüzü kıp kırmızı!.. “Hayrola beyefendi ne oldu?. “ dedim. Biraz gecikmeyle;”Hiç sorma Muavin bey adama rezil oldum” dedi. “Hayırdır inşallah” dedik oturan arkadaşlarla birlikte.. Ya Muavin bey keşke sen gitseymişsin Gn.Md. beyle . Adam namaz kılacakmış, kıbleyi sordu, bilemedim, yerin dibine girdim. Çok mahcup oldum”dedi. Arkadaşlarla birlikte;” haydi geçmiş olsun, iyi ki adam emekli olmuş, yoksa canına okurdu” diye espri yapmıştık. Misafirimizi  komşu işletme Demirköy’e yolcu ettikten sonra hepimiz işimizin başına dönmüştük.

                 Bu olay bende bazı şeyleri çağrıştırmıştı. Göreve ilk başladığımız yıllarda meslek büyüğümüz Hüsamettin Akkök Bey’in  :”Ormancının  Cep Kitabı” diye bir kitabını Orman Genel Müdürlüğü bastırmış bütün teşkilatlara dağıtmıştı. O kitapta mesleğe yeni başlayanlara çok güzel nasihatlar vardı. Mesela:

                 - Sizi kızdıran, öfkelendiren yazılara aradan 24 saat geçmeden önce cevap vermeyiniz!..

                 - Eğer namaz kılmıyorsanız namaz saatlerinde köylerde bulunmamaya çalışınız. Köylüler namaza gittiğinde sizin  orada beklemeniz uygun düşmez!..

                  - Mümkün olduğunca işlerinizi yemek saatleri dışına denk getirin.( Malum bizim işimiz hep orman köylüsü iledir) gibi!.

                 Bu öğütleri hatırlayıp, kitabı yazana da, dağıtanlara da minnet duymuştum. Tabii ki misafirimiz bu durumu sorun yapmamış; Müdür Bey’e yönleri sorarak kendisi kıbleyi tespit edip namazını kılmıştı..           Bilmiyorum bizim meslek mi öyleydi, yoksa bütün meslekler mi?..Birilerinin rızasını, menfaatin gözetmeyip de Allah’ın rızasını gözeten pek sevilmezdi. Çünkü onlar menfi, olumsuz insanlardı; onlar iş bitirmez insanlardı!..Ama o insanlar ne kadar az seviliyorlarsa; o kadar da çok saygı duyulurdu!..Ömer Özen ve Haluk T. beyler işte böyle insanlardı. Devletin kuruşunun hesabı yapılır, gereğinde de hesabı sorulurdu. Müfettişleri her an karşınızda bulmanız mümkündü.

                 Tabiidir ki sevilmek ve sayılmak arasında ; vicdanımızla aklımız arasında tercih yapmak bize kalıyor. Bir Hint Filozofu:” Tereddüt ettiğiniz konularda aklınıza danışırsanız sizi hep yanıltır, çünkü insanların aklı daima menfaatından yanadır; sizi haklı çıkaracak bir yolu daima bulur” demiş. Üstat Necip Fazıl’da:” Müminin imanı vicdanı ile çelişmez “demiş. Rabb’im bizleri aklından çok vicdanının sesini dinleyen ve İmanı ile vicdanı çelişmeyenlerden eylesin.

                                                                                                                Feyzi TAŞOLAR

                                   

Bu yazı toplam 95 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim