• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Kmaraş 16 °C
  • Malatya 11 °C
  • Kayseri 7 °C
  • Sivas 2 °C
  • Adıyaman 17 °C
  • “Sonu sağlıksa eğer, yürümeye değer” sloganı ile yürüdüler
  • Elbistan’da geçici iş izdihamı
  • Ekinözü ÇPAL öğrencileri staj için Macaristan’da
  • “Sonu sağlıksa eğer, yürümeye değer” sloganı ile yürüdüler
  • Elbistan’da geçici iş izdihamı
  • Ekinözü ÇPAL öğrencileri staj için Macaristan’da

ADIMI SÖYLEYİN

MELTEM GÖÇER

Adım Gülkız. Fakat hiçbir zaman adımı manasıyla taşıyamadım. Çoğu kadın gibi çocuk denecek yaşta evlendirildim. O adama verildiğim gün babamın anneme; ‘Ne yapayım işte. Evden bir boğaz eksilsin’ dediğini duydum. Benim eksilen boğazım babamı zengin etmedi ama geldiğim eve sekiz boğazda ben getirdim. Doğurduğum her bebenin utancını ben yaşadım. ‘Çocuk rızkıyla gelir’ dedim her defasında ancak, gelen her çocukla sefaletimiz biraz daha arttı. Ve bir gün sekiz çocukla birlikte hayatın ortasında bir başıma kaldım. Kocamın öldüğünü sanmayın, kaçtı. Arada haberi geliyor, yaşıyormuş. Doğurduğum her çocuk gerçekten sadece benimmiş, onu anladım.

Kışı sevmem, üşür çocuklarım. Geçenlerde oturma odasının camı kırıldı, yastık bastım soğuk gelmesin diye. Ben değil, onlar üşüyünce benim gözüm ağrıyor. En çok Ramazan Ayı’nı seviyorum. Büyük olan çocuklarıma oruç tutturuyorum. Gündüz boğazları eksiliyor, diğerlerine yediriyorum. İki kızımı geçen sene peş peşe evlendirdim. Benim evlendiğim yaştalardı. Boğazları eksilsin diye değil, daha rahat yaşasınlar diye. Olmadı. İkisi de yüklüymüş. Çok iş yaptırıyorlarmış kızlarıma. Benim kaderimi yaşatıyorum onlara da. Bana hiç Gülkız demedi, soyadını terk edemediğim kocam. Sadece ‘kız’ diye seslenirdi. Benim kızlarıma da aynı babaları gibi sesleniyormuş kocaları. Oysa çok güzel isimler koymuştum ben kuzularıma. Duygu, Özlem.

Boğazımız hiç eksilmedi baba. Oradaki düğüm her geçen gün büyüdükçe büyüdü….

 

Adım Firdevs. Üniversite mezunu bir sağlık çalışanıyım. Eşim de aynı sektörde. Çok severek evlendik. Okulun son senesinde tanıştık. Aynı memleketli değiliz fakat evlenince eşimin memleketine tayin istedik. Öyle olması gerekiyormuş. Her şey güzel başlamıştı. Çalışan bir gelin aldığı için iltifatlar alıyordu kayınvalidem. Uyumda sağlamıştım aslında, ta ki üçüncü kızımı kucağıma alıncaya kadar. Herkesi anlardım da, sağlıkçı olan eşimin yaptığı çıkışlar hayattan soğutmaya başladı beni. Her şeye yetişmeye çalıştığım bir gün, bebeğimi susturmaya gücüm yetmediğinde, ‘sustur şu veledi artık’ diyerek yüzüme değil, yüreğime inen o tokadın acısı, hala aynı yerde duruyor. Birde mutfakta kayınvalidemin eşime, ‘Bilmem kimlerin büyük kızı ikiz oğlan doğurmuş. Küçük bacısını sana isteyem mi?’ dediğini duyduğumdaki acı. Çareyi Ege’ye tayin istemekte bulduk, yıllar sonra, benim direncimle.

Şimdi üç kızım da evli. İki kız torunumuz var. Dedeleri parka götürür, saatlerce inmezler omzundan. Kızlar babalarına sitem eder bazen, ‘torunlarına verdiğin emek kadar bize hiç emek vermedin’ diye. En çokta küçük kızımızı sever eşim. Sesi çok güzeldir onun. ‘Haydi kızım bana bir türkü söyle de, dinleyeyim’ der babası. İşte o zaman yüreğimdeki parmak izlerinin yeri tekrar sızlamaya başlar…

Ve daha niceleri… Bunlar hayatta kalıp hikâyelerini anlatabilenler. Birde sonsuza kadar susturulan kadınların hikâyesi var.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamamıza gerek kalmayacak günlere ulaşmak dileğiyle… Çözüm sizde…

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim