• BIST 96.122
  • Altın 240,222
  • Dolar 5,8331
  • Euro 6,5604
  • Kmaraş 14 °C
  • Malatya 9 °C
  • Kayseri 4 °C
  • Sivas -3 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Elbistanspor, play-out oynayacak
  • Polis Haftası, törenle kutlandı
  • ‘Çanakkale Şehitlerine’ şiirini güzel okuma yarışması düzenlendi
  • Elbistanspor, play-out oynayacak
  • Polis Haftası, törenle kutlandı
  • ‘Çanakkale Şehitlerine’ şiirini güzel okuma yarışması düzenlendi

ADI KEMAL,SOYADI YOK!

Dr.Zafer Eren

Adı Kemal, soyadı yok! Çünkü soyadı kanunu (1934)’ndan on beş yıl önce katledildi. Otuzlu yaşlarındayken üçayaklı sehpa üzerinde darağacında yaşamına son verildi. Normalde idamlar sabaha karşı yapılırken onu güpegündüz astılar. Neden? Azgın, gözü dönmüş, ırkçı Ermenilere Türk şehidi üzerinden gösteri fırsatı vermek için.

10 Nisan 1919 Perşembe günü Beyazıt Meydanına büyük kalabalık toplanmıştı. Meydanda yüzlerindeki iğrenç ifadeyle bakımsız dişlerini göstererek sırıtan gözü dönmüş Ermeniler; ıstırap, nefret ve çaresizlikle yoğrulmuş karmaşık duygularıyla gözyaşlarını içlerine akıtan Türkler; güvenlik adına bulunduklarını söyleyen Fransız ve İngiliz askerleri… Ve darağacında iftira ve ihanetle parçalanmış bir yürek bu acıklı tabloyu tamamlıyordu. Beyazıt Meydanı; gökyüzünü saran, öfke dolu ve her an ağlamak için bekleyen kara bulutlarla kaplıydı.

10 Nisan 1919’da,daha Yunan İzmir’den işgale başlamamışken, sömürgen ülkeleri memnun etmek ve gözü dönmüş Ermenileri yatıştırmak için kurban edilen Kemal Bey’in son nefesiyle karardı Beyazıt Meydanı. Bulutlar hüzünden, meydan lanetten, yürekler acı ve çaresizlikten kapkaraydı. Kirlenmişti artık Beyazıt Meydanı.

Kemal Bey, 1915 Ermeni Göçü sırasında kendisine verilen ulusal bir görevi kimsenin kılına bile zarar vermeden yerine getirmenin vicdan rahatlığı içinde ölümünü beklerken son nefeslerinde çocukları için meydandaki Türklere seslendi: "Ecnebi ülkelere yaranmak için beni asıyorlar, kahrolsun böyle adalet! Çocuklarım, Türk halkına emanettir!" Cellâdın ilk ve son hamlesiyle Kemal ruhunu teslim etmeden hemen önce dudakları son bir kez daha açıldı: "Çocu..." Sonrasına ölüm izin vermedi. Birden iğrenç bir sevinç çığlığı kapladı meydanı. Ardından uğultular yükseldi, kahır dolu. Ermeniler büyük bir zafer edasıyla yumruklarını havaya doğru kaldırarak Türklere tehditkâr bakışlar gönderdiler."İlk fırsatta hepinizi aynı son bekliyor." der gibiydiler. Türkler ise hep bir ağızdan bağırıyordu:"Kahrolsun böyle adalet!".Rüzgâr, Kemal’den hak emanetini alıp kaçırırcasına sert ve acımasız eserken; gökyüzü hüzün sağanağı halinde boşaldı insanların üzerine. Kimi "Coştu deli mavi!"; kimi ise "Yaslı gök isyanda!" diye bağırdı. Yeni açmış çiçekler; bulutlardaki ve gözlerdeki yaş seline eşlik edercesine sessiz, ikindi güneşine nazire edercesine soluktu. Çiçeklerin bükülmüş boyunları rüzgârdan sallanırken Kemal Bey’e ve tüm umutlara veda eder gibiydiler adeta. Ve ağıta dönüştü rüzgârın sesi, yüreklerdeki acıya ezgi olmak istercesine. Soğuk soğuk terledi hava, çaresizliğin son deminde yitip giden umutlar gibi. Büyük bir uğultu kapladı kulaklarını Kemal'in. Sonrasında kucaklayan karanlık, atıverdi onu bulutların üzerinden. Büyük bir hafifleme ve rahatlama kapladı Kemal'i. Açılan eller gördü, kendine doğru. "Gel." dediler. Nedenini bilmeksizin sevinçle koştu onlara. Beyaz ve kırmızı renklerle çevrelenmiş buldu kendini. "Bunlar da ne?" diye sordu. Kendini hiç bu kadar mutlu duyumsamamıştı. Tatlı bir ses sızdı ruhuna ve "Beyaz, nurdur; kırmızı da kan. Şehidin kanı her dem taze olur evlat." dedi. Sesteki neşe dikkatinden kaçmamıştı."Kan mı?" diye düşündü. Demek "kan ve neşe" bir arada olabiliyordu. Bayrağını çağrıştırdı renkler. Gökyüzüne baktı, yıldızlar ve ay ne kadar da yakındı. Onları alıp bu renklere nakış gibi işlemek istedi. Bayrak yapıp sarılmak geldi içinden. Birden belirsiz bir korku uğrar gibi oldu. Sevdaydı nedeni. Bayrak sevdası. Sevdam hasrete dönüşür mü diye ürkmüştü. Bütün bunlara bir anlam vermeye çalışırken o neşeli ve şefkat dolu ses tekrar içini kapladı: "Şehitler arasına hoş geldin, dünyadaki son anlarını izledik ve bize kavuşman için çok sabırsızlandık, Rahman ve Rahim'in emin ellerindesin artık."

........

Kemal; ülkesi için çalışırken hakkında yapılan karalama, iftira ve gazete ilanıyla bulunan tanıklarla tutuklandı. Ermeniler bastırdı, Fransızlar ve İngilizler dayattı, saray baskılara boyun eğdi. Hakkında idam kararı verildi. Vahdettin, Türklerin tepkisinden korktuğu için olayı Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’ye havale etti. Şeyhülislam ne mi yaptı? Gözü dönmüş Ermenilerin isteklerini ve vahşi İngiliz'in emrini haklılaştırmak ve onaylayabilmek için utanmadan sıkılmadan yüce İslam dinini alet etti ve "Din adına idamı caizdir." dedi. Padişah ve şeyhülislam; Ermeni ve İngiliz’in emrini, çakma bir fetvayla, İslam’ın emriymiş gibi göstererek tarih, ilahi adalet ve İslam dini karşısında suçlu durumuna düştüler. Ancak bu şekilde milleti yatıştıracaklarını düşündüler. Bir masumun darağacında sallandırılmasını ve yavrularının babasız kalışını, dini kullanarak halka yutturmaya çalışanlar günü kurtaralım derken tarih önünde sorumlu, hain ve zavallı durumuna düştüler.

.......

19 Ekim 1922'de TBMM, Kemal Bey'i "MİLLİ ŞEHİT" ilan etti. Onun vasiyetini Atatürk yerine getirdi. Kemal Bey'in babası ile görüştü ve"Torunlarının, manevi evlatlarım olmasını istiyorum." dedi. Acılı baba, biraz da çekinerek "Affet Atam, onlar bana evladımın emanetidir, hoş gör beni." diyerek karşılık verdi. Atatürk de Kemal Bey'in çocuklarına Beşiktaş'ta ve Beyoğlu'nda daireler verip ömür boyu maaş bağlattı.

........

Adı Kemal, soyadı yok! BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI dersek belki anımsarsınız. Katledilişinin 91.yıldönümüydü. Hiç aklınıza geldi mi? Sanmam. Ama umarım bundan sonra anarsınız.

Boğazlıyan kaymakamı Kemal Bey! Milli şehit. Sana layık görülen bu zulmün mimarları, içimizde yanan nefret ateşinin çıraları olarak kalacaktır. Tanrı’nın rahmeti senin; laneti de seni katledenlerin üzerine olsun! NOT: Birinci Dünya Savaşı sonrasında  “Nemrut Mustafa Paşa Divanı” kuruldu. Ermeni patriğinin hazırladığı liste, İngilizlerce onandı. Vahdettin, şeyhülislamdan fetva alarak bu listedeki vatansever Türkleri Beyazıt Meydanı’nda astı. Ermeni istedi, İngiliz onayladı, padişah uyguladı. Boğazlıyan kaymakamı Kemal Bey bu ihanet ve yalan rüzgârının en bilinen kurbanıdır.10 Nisan 2014,bu cinayetin 95.yıldönümüdür. 

Bu yazı toplam 1253 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Elbistan Kaynarca Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0344-415 0 415 | Faks : 0344-415 0 415 | Haber Scripti: CM Bilişim