ARŞİV
PİYASALAR
DOLAR
2,1355
EURO
2,8595
IMKB
84.218
ALTIN
595,06
ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANANLAR
LİNK BANKASI
GAZETELER

HAVA DURUMU
Kayseri15/32 ºC
Malatya17/31 ºC
Kmaraş18/38 ºC
Sivas12/29 ºC
Adıyaman23/40 ºC
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr.Zafer Eren
ŞİİR mi MANZUME mi?
12.10.2010 10:01

Elimde bir edebiyat dergisi var; şiirleri okuyorum. Daha doğrusu şiir dedikleri yazıları. Ulusal basında da yerel  basında da  dörtlük halinde ve uyaklı yazılan her şeye şiir deniyor. Oysa  bunların hepsi şiir değil.Bu adlandırma yaygınlaşmış yanlışlarımızdan.Eski anlatımla “galatı meşhur” . Yani yanlış; ama yaygın olduğu için yadırganmayan.

Her şeyden önce şunu bilmek veya göz önüne almak gerekiyor. Bir yapıtı okumadan onun şiir olup olmadığını anlayamayız. Fiziksel yapısı dörtlükten oluşuyor diye hemen o yapıtı şiir sanmak hatalı olur.  Yani fiziksel görünüş, yapıtı şiir yapmaya yetmez. Dörtlükler, dört dörtlük olsa da uyaklar cuk otursa da şiir olmaya yetmez.

Dış görünüşe bakarak şöyle düşünebiliriz: “Bu ya bir şiirdir ya da bir manzumedir.” İşte bu ayırım ne yazık ki artık yapılmıyor ve her yazılana şiir deniyor. Oysa şiirle manzume birbirinden farklı yapıtlardır. Ancak bunlar yapıca birbirine benzer. Yani genellikle dörtlüklerden oluşmaları, uyaklı oluşları ortak noktalarıdır. Bakınca şiir mi manzume mi anlayamayız. Bu farkı ancak okuyunca anlarız. Okuduğunuz yapıt sizde estetik duygular uyandırıyorsa o yapıt şiirdir. Ama örneğin size öğüt veriyorsa, duygu coşkunluğu yaratmıyorsa yapıca şiire benzese de o şiir değil manzumedir. Okuduğunuz yapıt sizi ruhen alıp da bedenen bulunduğunuz yerden uzaklara götürmüyorsa okuduğunuz yapıt şiir değil, manzumedir.  Yüreğinizde bir kıpırtı yaratmıyorsa o şiir değildir.

Şiir yazan kişi, yazarken tam kendinde değildir. Çünkü o an bilinçaltıyla bağlantıya geçmiştir. Bilinçaltı kapakları, bir barajın kapakları gibi açılmıştır. Azgın sele benzer o an o kişinin bilinçaltı. Sonrasında öyle bir yapıt ortaya konmuş olur ki, o kişiye “Hadi bir daha yaz!” deseniz yazamaz. Çünkü artık barajın kapakları kapanmıştır. Şiir yazma anları, özel anlardır. Coşku anlarıdır. Beynin susup yüreğin konuştuğu anlardır. Şair, içindeki ben’in etkisi altındadır; içindeki ben söyler, o yazar adeta. Randevuyla şiir yazılmaz. Yahya Kemal şiirlerinin çoğunu birkaç gün hatta birkaç haftada bitirebilmiştir. Neden? Çünkü bilinçaltı kapakları ara ara ve kısa süreli açılmış, o da kapakların bu açılma anlarında şiirini yazarak tamamlayabilmiştir. Bir dize için bile günlerce beklediği olmuştur. Bu kapak açılma süresi de değişkendir. Şiir yazarken kapaklar kapanırsa zınk diye kalakalırsınız. Ya o sayfayı yırtar atar ya da kapakların açılmasını beklersiniz.

Manzume öyle değil. Manzume bilinçaltından gelmez; bilinçten gelir. Onun için duygudan çok düşünce içerir, öğüt içerir. Uyakların varlığı yapıtı çekici kılabilir; ama siz de pek estetik duygu uyandırmaz. Sizi alıp götürmez. Şiir, alt beynin; manzum yapıt ise üst beynin (korteksin)  ürünüdür. Birazcık uyaklama yeteneğiniz varsa siz ancak manzume yazabilirsiniz. Şiir yazmak için başka özellikler de gerekir. Yukarıda söz ettiğimiz gibi alt beyinle sıkça ve-veya kolayca bağlantı kurabilmek; ayrıca alt beynin de zenginliğe sahip olması gerekir.  Zenginlik derken  kastettiklerimiz; deneyim, dilin olanaklarından yararlanabilme gücü, toplumsal ilgililik, mecazi anlatıma yatkın olma, sözlerle oynayıp yeni anlamlar yaratabilme, insanlarda farklı algılara yol açabilecek anlatımları üretebilme vb.dir.

Burada manzume yazanları eleştirmiyoruz. Manzumeler de edebiyatımızın bir parçasıdır. Çok değerli manzum yapıtlar vardır. Örneğin destanlarımız genellikle manzum hikâyelerdir. Örneğin didaktik yani öğretici şiir denilenler genellikle manzumelerdir. Bizim vurgulamak istediğimiz nokta, şiirle manzumenin farklı şeyler olduğu; yapıca benzeşseler de uyandırdıkları duygusal titreşim frekansları açısından farklı olduklarıdır. Okuduğunuzda, yapıtın manzume mi şiir mi olduğu, yüzünüzün şeklinden, yüreğinizin tadından anlaşılır.

Manzume, asfalt yol gibidir. Şiir ise kır bahçesi gibidir; çiçekli, kokulu, yumuşak. Manzum yapıt bilincinize seslenir; şiir ise bilinçaltınızda sarsıntıya, yüreğinizde titreşime yol açtığı gibi adeta beş duyunuza da seslenir, görünür, dokunur. Şiir;  lavdır, nereye akacağı, nasıl etkileyeceği belli olmaz. Manzume,  ağaçta bir daldır; şiirse çiçekleri, meyveleri olan bir daldır. İkisinde de ortak yapı daldır; ancak, şiirdeki ruh manzumede yoktur. Onun için şiir köşeleri olsun, şiir dergileri olsun buradaki yapıtları okurken bu farka dikkat etmeli, bilinçli birer okuyucu olmalıyız. 

 

 

Bu yazı toplam 1385 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Ökkeş SAATÇI
Hikmet AKSOY
Vedat Sezer
Doğan Soydan
EZGİ PER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
NÖBETÇİ ECZANELER
Anket
Gazetelerin birleşmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
POSTA LİSTESİ